Boşanma Davalarında Tazminat Ve Nafaka

 1. Maddi Tazminat Davası

 TMK’nın 174. maddesine göre; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Maddi tazminata hükmedebilmesi için tazminat isteyen taraf kusursuz ya da daha az kusurlu olmalı ve  kusur oluşturan davranışlar hukuka aykırı olmalıdır. Ağır kusurlu eş maddi tazminat alamayacağı gibi taraflar eşit kusurlu iseler birbirlerinden maddi tazminat alamazlar.

Davacının evlenme ile sahip olduğu veya gelecekte beklediği menfaatlerinin zedelenmiş olması gerekir. Tazminat miktarı tarafların ekonomik ve sosyal duruma göre belirlenir. Tazminat miktarı ödeme gücü içerisinde hakkaniyete uygun olmalı, tazminatın belirlenmesinde evlilik süresi, çocukların sayısı ve durumu ile mal varlığı, diğer tarafın yeniden evlenme şansının bulunup bulunmadığı gibi kıstaslar nazara alınır.

Maddi tazminat boşanma kesinleşinceye kadar her aşamada istenebilir. Boşanma kesinleştikten sonra MK 178 madde gereğince maddi tazminat davası bir yıllık sürede açılmalıdır.

Bu süre zamanaşımı süresidir. Maddi tazminat davasının boşanma davası ile birlikte açılması halinde dava maktu harç ve vekalet ücretine tabi olup, boşanmanın eki olmayan talepler nispi harç ve nispi vekalet ücretine tabidir.

Maddi tazminat talebi boşanma davası ile birlikte istenilmiş ise boşanma kararının kesinleşme tarihinden, boşanma kararından sonra istenilmesi halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilir.

Maddi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya karar verilmelidir. Tazminat irat olarak ta karar verilebilir.

Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

2-Manevi Tazminat Davası

TMK 174/2 madde “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

Manevi tazminat talebinde bulunan taraf kusursuz yada daha az kusurlu olmalı, diğer tarafın davranışları nedeniyle zarara uğramalıdır. Dava sebebi yapılmayan vakıalardan dolayı diğer taraf kusurlu sayılmaz. Evlilik kurulmadan yada evliliğin sona ermesinden sonraki vaıalara dayanılarak manevi tazminata hükmedilemez.

Kişiye sıkı sıkıya bağlı onur kırıcı davranışa maruz kalma, sağlığın zarar görmesi, sövme, hakaret, şiddet, onur ve namusuna karşı asılsız söylenti yayma, iftira, sadakatsiz davranışlar, fiziksel siddet, olağandışı cinsel ilişkiye zorlama, sadakatsizlik, çocuğun kendisinden olmadığını söyleme gibi hallerde davacının zarar gördüğü kabul edilir.

Tazminat talebi dilekçelerin karşılıklı verilmesine kadar talep edilebilir.  

 Boşanma kesinleşmeden her aşamada açılan maddi ve manevi tazminat davaları harca tabi olmadan istenebilir, ayrıca vekalet ücretine hükmedilmez. Bu kural boşanma kesinleşinceye kadar geçerlidir. Boşanma davası kesinleştikten sonra 1 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

BOŞANMA DAVASINDA GEÇİCİ ÖNLEMLER

1- Tedbir Nafakası

MK 169. madde gereğince “Hakim, boşanma yada ayrılık davası açılınca, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınması, geçimi, eşlerin mallarının yönetilmesi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.

Dava tarihinden boşanma ve ayrılık hükmü kesinleşinceye kadar devam eden nafakaya tedbir nafakası denir.  Ayrılık kararı ise hakım bitiş tarihini uzatabilir. Kusur durumu geçici tedbir nafakası verilirken dikkate alınmaz. Bir tarafın kusurlu olması onun lehine tedbir nafakası verilmesine engel değildir. Ancak başkası ile yaşayan eşe tedbir nafakasına hükmedilemez.

Geçici tedbir nafakası isteği dava açıldıktan sonrada yapılabilir. Boşanmanın kesinleşmesi halinde geçici tedbir nafakası verilemez.

Davacı tarafçaaçıkça tedbir istenmediğinin belirtilmesi dışında hakim resen duruma göre eş ve çocuklara davanın devamı süresince gerekli olan eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri almak zorundadır.

Geçici tedbir nafakası tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre tespit edilir. Sürekli ve düzenli kendisine yetecek geliri olan kişiye geçici tedbir nafakası verilmez.

Eşlerden birinin ölümü, gaiplik, başkasıyla süreklilik arz eden beraber yaşama gibi hallerde geçici tedbir nafakası sona erer.

2-Yoksulluk Nafakası

Medeni Kanun 175. madde ile yoksulluk nafakası“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka Yükümlüsünün kusuru aranmaz” şeklinde düzenlenmiştir.

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için;Kusuru olmayan yada daha az olan taraflardan birinin boşanma sonucu yoksulluğa düşecek olması gerekir. Ağır kusurlu taraf yoksulluk nafakası isteyemez.

Eşit kusurlu taraf lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığına dayanılan davalarda davacı lehine yoksulluk nafakasına hükmedilecektir.

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için talep eden tarafın boşanma sonucu yoksulluğa düşmesi gerekir. Ev kadını, kusuru olmadan işini kaybeden, geliri yetersiz olan daha az yada kusursuz eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir.

Yoksulluk nafakası boşanma davası sırasında talep edilebileceği gibi boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde de açılabilir. 1 yıllık süre zamanaşımı süresidir. Anlaşmalı boşanma davalarında protokolde bulunmaması halinde yoksulluk nafakasına hükmedilemez.

Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz olarak boşanma davasının kesinleşmesinden sonra verilir.

Eşlerden birinin ölmesi yada evlenmesi ile yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer. Fiilen evliymiş gibi hayat sürme ya da haysiyetsiz hayat sürme halinde mahkeme kararıyla nafaka kaldırılabilir.

Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafaka miktarının arttırılması yada azaltılmasına aile mahkemesi hakimince karar verilebilir.

Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

3-İştirak Nafakası

İştirak Nafakası MK 182. madde ile  “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Hakim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.” Şeklinde düzenlemiştir.

Hakim iştirak nafakası ile çocukların velayeti kendisine verilmeyen tarafa, çocukların eğitim, bakım, barınma gibi ihtiyaçlarının karşılanması için nafakaya hükmedecektir. Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerini dikkate alınarak  belirlenecektir.  

İştirak nafakası çocuğun ergin olması yani 18 yaşını doldurması ile yasa gereği kendiliğinden son bulur. Ergin olan çocuğun eğitiminin sürmesi halinde ise, TMK’nın 328/2 ve 364. maddeleri kapsamında anne-babanın bakım yükümlülüğü yardım nafakası olarak devam eder.

Boşanma Davası Sürecinde Çocuklar İçin Uygulanacak Tedbirler

MK 169 madde ile “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, eşlerin barınması, geçimi, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.

Boşanma davasında taraflar talep etmezse bile kamu yararı nedeniyle Hakim geçici önlemleri gerekli gördüğü ölçüde resen alır. Delilleri tarafların sunmasını beklemeden resen toplayabilir. Hakim eş ve çocukların oturduğu yer, tarafların ekonomik durumları gibi hususları araştırır. Geçici önlemler alınırken tarafların kusur durumu nazara alınmaz.

Hakim çocukların menfaatini değerlendirerek geçici önlem olarak,

-Aile konutuna şerh,

-Çocukların hangi tarafla beraber kalacağı,

-Hangi eşin diğer eşe ve çocuklara tedbir nafakası vereceği,

-Ortak konutta kimlerin yaşayacağı  hususlarını kararlaştırır.

Web sitemizde yer alan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye değildir. Büromuz bu sitede yer alan bilgilere, metinlere ve yayınlara dayanılmasından dolayı sorumluluk kabul etmez.



Uyarı : Web sitemizde yer alan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye değildir. Büromuz bu sitede yer alan bilgilere, metinlere ve yayınlara dayanılmasından dolayı sorumluluk kabul etmez.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

  • 24.5.2022
    Değişen Alt İşverenlerin Sorumluluğu
    Davacının davalıya ait işyerinde değişen alt işverenler bünyesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmi
  • 29.5.2022
    İş Sağlığı Ve Güvenliği
  • 10.05.2022
    Kamulaştırma İşlemleri ve Kamulaştırma Davaları
    Kamu İdareleri, yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz mal, kaynak ve irtifak haklarının bedellerini nakden ve peşin olarak veya belirli hallerde taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma işlemi yapab