İş Sağlığı Ve Güvenliği

 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kamu ve özel sektör ayırımı yapmadan bütün işler ile işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile tüm çalışanlarına anılan Kanunu 2 maddedesin de sayılanlar hariç faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.       

İş kazası:İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olayı, ifade eder. 

Meslek Hastalığı;Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade eder.

İş kazasına veya meslek hastalığına mazur kalanların hakları:

İş kazasına veya meslek hastalığına mazur kalan çalışanlar genel sağlık sigortası kapsamında sağlık yardımından,  iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kapsamında da parasal yardımlardan faydalanma hakkına sahiptir.

Sosyal Güvenlik Kanunu 16 maddesi gereğince; iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalanlara belirli sigorta prim süresi yada primin kuruma yatırılıp yatırılmadığına bakılmaksızın;

Geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği,

Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri,

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen çalışan sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanır. Ayrıca gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği ödenir.

İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen çalışan sigortalı için cenaze ödeneği verilir.

İş kazası veya meslek hastalığının oluşmasında işverenin kusurunun bulunması halinde SGK tarafından sağlanan yardımlar için kurumun işverene rücu hakkı bulunmaktadır. İşverenin kusursuz olması halinde SGK tarafından yalpan yardımlardan işveren sorumlu olmayacaktır. İşverenin kusurlu olması halinde çalışanın SGK tarafından karşılanmayan zararından da işveren sorumludur. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, çalışan veya yakınlarının manevi zarar taleplerinden de işveren sorumludur.

TBK m. 417/III’ye göre; işverenin kanun ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarına bağlı zararlarının tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olacaktır.

Çalışanın iş kazası nedeniyle yaralanması veya ölümü halinde, işveren aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. İş kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları BK 146 m gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

İş kazaları nedeniyle açılacak davalar da görevli Mahkeme iş mahkemesi olup yetkili mahkeme davalının ikamet mahkemesi yada kazanın gerçekleştiği yer mahkemesi veya çalışan yada çalışanın ölmesi halinde mirasçıların yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

İş ve Sosyal Güvenlik Kanunu 14. madde gereğince işveren tarafından iş kazalarının SGK’na bildirilmesi zorunludur. İşveren, işçi yada ilgililer tarafından SGK bildirilmesi halinde kurum müfettişlerince yapılan inceleme neticesinde iş kazası olup olmadığı, ayrıca varsa kusur durumu hususunda rapor düzenlenir.  SGK müfettişleri tarafından hazırlanan tutanak ve raporlar ile iş kazası geçiren işçinin maaşı, sigorta bilgileri, çalışma koşulları ile iş kazasına yönelik tüm detaylar ve tanık ifadeleri maddi ve manevi tazminat davası için oldukça önemli kanıtlardır.

İş kazasından dolayı ilgililerin maddi manevi tazminat davası açabilmesi için SGK’unca olayın iş kazası olduğunun tespiti gerektiğinden, SGK müfettişlerince olayın iş kazası olduğunun tespit edilmemesi halinde SGK ve işveren aleyhine iş kazasının tespiti davası açılmalıdır. İş kazasının tespiti davasının işçi lehine gerçekleşmesi halinde SGK tarafından çalışana geçici iş göremezlik ödeneği, maluliyet durumuna göre sürekli iş göremezlik geliri bağlanır.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen çalışan sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanır.

Maddi tazminat davası

          BK 51, 52, 53 ve 54. maddelerine göre çalışan işveren aleyhine maddi tazminat talebinde bulunabilecektir. Maddi manevi tazminat davası SGK aleyhine açılamaz.

Çalışanın iş kazası sonucu bedensel zarara uğraması halinde Borçlar kanunun 54. maddesine göre;

Tedavi giderleri,

Kazanç kaybı,

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar,

Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar talep edilebilir.

Borçlar kanunun 53. maddesine göre çalışanın ölmesi halinde mirasçıları;

Cenaze giderleri,

Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar,

Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları talep edebilir.

Manevi tazminat davası

Borçlar Kanunu 56. Maddesi;

“Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

Şeklindeki düzenleme gereğince çalışanın iş kazası yada meslek hastalığı sonucunda bedensel olarak zarara uğramış ya da ölmüşse manevi tazminat hakkı doğacaktır.

İş kazası yada meslek hastalığı sonucu çalışanın ölmesi halinde yakınların manevi tazminat talebinde bulunabilir. Ağır cismani zarar sonucunda çalışanın  ailesinin ciddi şekilde etkilenmesi halinde manevi tazminat talebinde bulunabilirler.

Destekten yoksun kalma tazminatı

İş kazası ya da meslek hastalığı sonucunda vefat eden çalışanın  desteğinden yoksun kalan eş, çocuk ya da yakınları çalışanın desteğinden yoksun kalacaklarından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunabilirler.

Ölenin yardımından faydalananlar, ölüm nedeniyle yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.

          Zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara ölenin sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda hakim, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır.

İşverenin İş Sağlığı Ve Güvenliğini Sağlama Yükümlülükleri:

Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlüğü çerçevesinde mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, gerekli araç ve gereçleri sağlamakla işveren yükümlüdür.

İşveren çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne almak zorundadır.

Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için işveren gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı gibi çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerine uymaması da işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Çalışmaktan kaçınma hakkı

Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar İş Sağlığı ve Güvenliği Kuruluna, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder.

Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan bütün hakları saklıdır.

Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda birinci fıkradaki usule uymak zorunda olmaksızın işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.

İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, iş sözleşmelerini feshedebilir.

İş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimi

İşveren; bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutarak rapor düzenlemek ve aşağıdaki hallerde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunmak zorundadır.

İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde,

Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde.

İşyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk eder.

Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlüdürler.

İşverenin sağlık gözetimi

İşveren;

Çalışanların işe girişleri, iş değişiklikleri ile iş kazası ile işin devamı süresince, çalışan ve  Çalışma Bakanlığınca belirlenen sürelerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılmaz.

Çalışanların bilgilendirilmesi

İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacıyla çalışanlar ve çalışan temsilcileri; işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu ve önleyici tedbirler ile kendileriyle ilgili yasal hak ve sorumluluklar hususunda işverence bilgilendirilir.

Çalışanların eğitimi

İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.

Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz.

Çalışanların yükümlülükleri

Çalışanlar kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.

Çalışanlar;  İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek,

Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak,

İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermekle yükümlüdür.



Uyarı : Web sitemizde yer alan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye değildir. Büromuz bu sitede yer alan bilgilere, metinlere ve yayınlara dayanılmasından dolayı sorumluluk kabul etmez.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar